
Brent petrolün varil fiyatının 116,72 dolara çıkarak son altı ayın en yüksek seviyesine ulaşması, Türkiye'de akaryakıt maliyetlerini daha da ağırlaştırdı.
İstanbul Avrupa Yakası'nda yılbaşında 53,15 lira olan benzinin litresi 76,30 liraya, 54,46 lira olan motorinin litresi ise 96,80 liraya yükseldi.
Böylece 2026'nın ilk 10 ayında benzine yüzde 43,6, motorine ise yüzde 77,7 zam geldi.
Artışın vatandaşın cebine yansıması da ağır oldu.
Yılbaşında 2 bin 657 liraya dolan 50 litrelik benzin deposu bugün 3 bin 815 liraya, 2 bin 723 liraya dolan motorin deposu ise 4 bin 840 liraya ulaştı.
Ayda 100 litre yakıt tüketen bir sürücü, ocak ayına kıyasla benzin için 2 bin 315 lira, motorin için 4 bin 234 lira daha fazla ödemek zorunda kalıyor.
Üstelik bu hesaba araç bakımı, sigorta, otoyol ve diğer ulaşım giderleri dahil değil.Petrol ve döviz kuru sabit kalsa bile mevcut vergi takvimindeki artışların pompa fiyatlarına tamamen yansıması durumunda, ekim sonunda 76,30 lira olan benzinin litresi aralıkta yaklaşık 84,61 liraya, 96,80 lira olan motorinin litresi ise 104 liraya çıkabilir.ALIM GÜCÜ ERİYOR Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş, zaten enflasyon karşısında zorlanan ücretlilerin bütçesini daha fazla sıkıştırıyor.
2026 yılı için net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak belirlendi.
Ancak TÜİK verilerine göre yılın ilk dokuz ayında tüketici fiyatları yüzde 24,32 arttı.
Bu tablo, ocak ayında 28 bin 75 lirayla alınabilen ortalama mal ve hizmetlerin eylül sonunda yaklaşık 34 bin 904 liraya mal olması anlamına geliyor.
Başka bir ifadeyle, ücreti yıl boyunca değişmeyen asgari ücretlinin 28 bin 75 lirası, ocak ayının parasıyla yaklaşık 22 bin 583 liralık alım gücüne gerilerken, 9 aylık satın alma gücü kaybının karşılığı yaklaşık 5 bin 492 lira oldu.CİDDİ MALİ KAYIPPetrol fiyatlarındaki yükseliş, özellikle ulaşım giderleri üzerinden vatandaşın bütçesini zorluyor.
Ekim fiyatlarıyla ayda 100 litre motorin tüketen bir çalışanın yakıt masrafı 9 bin 680 liraya ulaşırken, bu tutar 28 bin 75 liralık net asgari ücretin yaklaşık yüzde 34,5'ini götürüyor.
Ancak asıl yük yalnızca akaryakıt istasyonlarında değil, Türkiye'nin dışarıya ödediği enerji faturasında da büyüyor.
Nitekim savaş öncesinde, 27 Şubat'ta 72,48 dolar olan Brent petrolün varili, 23 Ekim'de 116,72 dolara yükseldi.
Aynı dönemde dolar kuru 43,88 liradan 49,65 liraya çıktı.
Böylece bir varil petrolün Türk lirası karşılığı yaklaşık 3 bin 180 liradan 5 bin 796 liraya ulaşarak yüzde 82 arttı.
Artışın ülke ekonomisine yansıması ithalat rakamlarında da görülüyor.
Türkiye'nin enerji ve ilgili ürünler için Ağustos 2025'te ödediği 4,83 milyar dolarlık fatura, Ağustos 2026'da 6,46 milyar dolara çıktı.ABD ve Çin'in hesabı, Türkiye'nin servetine kancaYazarlarMARKET RAFINA YANSIYORPetrol krizinin faturası yalnızca araç sahiplerine çıkmıyor.
Tarlada çalışan traktörden sebzeyi hale taşıyan kamyona, ürünleri market raflarına ulaştıran dağıtım araçlarına kadar pek çok alanda motorin kullanılıyor.
Yakıt pahalandıkça üretim ve taşıma giderleri artıyor, maliyetler de zamanla vatandaşın alışveriş sepetine yansıyor.
TÜİK'in eylül verilerine göre yıllık fiyat artışı gıdada yüzde 27,62, ulaştırmada yüzde 35,10, konut ve enerji giderlerinde ise yüzde 39,99'a ulaştı.

