
İstanbul’da 14 Ekim’de etkili olan şiddetli yağış, kentin dere yatakları çevresindeki yapılaşmasını yeniden gündeme taşıdı.
Sarıyer’in Ayazağa Mahallesi’nde, Cendere Vadisi’nde, Kağıthane’de ve Beykoz’un Riva bölgesinde su baskınları yaşandı.
Ayazağa’da dere yatağındaki bazı yapıların yıkımına başlanırken, kentin farklı noktalarında yıllar içinde değişen dere güzergahları ve yoğun yapılaşma yeniden tartışılmaya başlandı.DERE YATAKLARI PLAZALARA DÖNÜŞTÜİstanbul’un büyümesiyle birlikte dere vadileri ve çevresindeki geniş araziler, sanayi tesisleri ve ulaşım bağlantıları için tercih edildi.
Zamanla bu alanların bir bölümü konut, ofis, alışveriş merkezi ve karma projelere açıldı.
Dere yataklarının daraltılması, üzerlerinin kapatılması ve çevresindeki yapı yoğunluğunun artması, şiddetli yağışlarda suyun akışını etkileyen sorunlar arasında yer alıyor.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Sarıyer-Ayazağa ile Kağıthane arasında uzanan Cendere Vadisi.
Geçmişte sanayi tesislerinin bulunduğu bölgede bugün büyük konut projeleri, ofisler ve alışveriş merkezleri yer alıyor.
Vadi İstanbul’un bulunduğu alan da Cendere Deresi’nin geçtiği bu dönüşüm bölgesinde bulunuyor.
Son yağışlarda alışveriş merkezinin otoparkını ve bazı bölümlerini su basması, yapılaşma ile taşkın güvenliği arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme getirdi.İstanbul’da dere kaynaklı taşkın riski yalnızca Ayazağa ve Cendere Vadisi’yle sınırlı değil.AYAZAĞA’DA YIKIM KARARISon selde ağır etkilenen Ayazağa’da dere yatağındaki yapıların kaldırılması için çalışma başlatıldı.
İstanbul Valisi Davut Gül, Ayazağa Meydanı’ndaki 16 dükkan, spor sahası, tribünler, Kur’an kursu ve bitişiğindeki lojmanların yıkılacağını açıkladı.
Vali Gül, yapıların kaldırılmasının ardından İSKİ’nin bölgede yaklaşık 1.700 metrelik dere ıslahı çalışmasını gerçekleştirebileceğini belirtti.
Ancak Ayazağa’daki tartışma yalnızca yıkım kararı verilen yapılarla sınırlı değil.
Aynı bölgede yüksek katlı binalar, yollar ve büyük projeler de bulunuyor.AYAMAMA DERESİİstanbul’da dere yatakları çevresindeki yapılaşmanın sonuçları daha önce de ağır biçimde yaşandı.
9 Eylül 2009’da Ayamama Deresi’nin taşması, özellikle İkitelli ve Basın Ekspres Yolu çevresinde büyük bir felakete yol açtı.
Dönemin değerlendirmelerinde dere yatağı ve çevresinde bulunan sanayi yapıları, depolar, tır garajları ve ulaşım altyapısı öne çıktı.
Felakette 31 kişi hayatını kaybetti.
Aradan geçen yıllara rağmen Ayamama Deresi çevresindeki sanayi ve ulaşım bölgeleri, İstanbul’un sel riskine ilişkin tartışmalarda yer almaya devam ediyor.KAĞITHANE, ALİBEYKÖY VE HARAMİDEREİstanbul’da dere kaynaklı taşkın riski yalnızca Ayazağa ve Cendere Vadisi’yle sınırlı değil.
Kağıthane Deresi çevresinde yoğun konut ve iş yeri yapılaşması bulunuyor.
Alibeyköy ve çevresindeki dere kolları, Haramidere havzası ve Ayamama Deresi’nin geçtiği İkitelli-Basın Ekspres koridoru da geçmişteki taşkınlar ve yapılaşma tartışmalarında öne çıkan bölgeler arasında.
Bu alanlarda yapılaşmanın geçmişi farklılık gösteriyor.
Bazı bölgeler önce sanayi ve depolama alanları olarak gelişirken, bazıları zaman içinde konut ve ticaret merkezlerine dönüştü.
Ulaşım yolları, köprüler ve menfezler de dere geçişleriyle iç içe.
Yağışın kısa sürede yoğunlaşması durumunda suyun dar geçitlerde birikmesi veya tıkanmalar yaşanması taşkın riskini artırabiliyor.168 DEREDEN YALNIZCA 60’I DOĞAL YAPISINI KORUYORPeyzaj mimarı Dr.
Hülya Dinç’in İstanbul’daki içme suyu havzaları dışındaki 168 ana dereyi incelediği araştırma, kentteki değişimin boyutunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre bu derelerin yüzde 64’ü fiziksel değişime uğradı; yalnızca 60’ı doğal yapısını korudu.
Dere kollarının kaybolması, yatakların değiştirilmesi ve arazi kullanımındaki dönüşüm, yağmur sularının doğal akışını etkileyen başlıca sorunlar arasında gösteriliyor.

