BIST 100
11.220,37 -3,08%
DOLAR
49,6282 0,10%
EURO
55,8413 0,20%
GRAM ALTIN
6.417,85 -2,74%
BITCOIN
81.124,00 -4,12%
FAİZ
39,62 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
87,11 -5,76%
GBP/TRY
66,6688 0,31%
EUR/USD
1,1217 -0,13%
BRENT PETROL
109,11 2,40%
ÇEYREK ALTIN
10.493,19 -2,74%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
20 °
  • ANASAYFA
  • DÜNYA
  • Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin yılmaz savunucusu Prof. Dr. Aygün Attar neden hedefte?

Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin yılmaz savunucusu Prof. Dr. Aygün Attar neden hedefte?

Sosyal medya saldırılarının ardından ABD’deki Ermeni diasporası yayınında dikkat çeken makale.Türkiye–Azerbaycan kardeşliğini ve Türk dünyasının birlikteliğini savunan Prof.Aygün Attar’ın akademik çalışması uluslararası tartışma konusu oldu.Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ve stratejik müttefiklik ilişkilerini…

turkiye-azerbaycan-kardesliginin-yilmaz-savunucusu-prof-dr-aygun-attar-neden-hedefte.jpg

Sosyal medya saldırılarının ardından ABD’deki Ermeni diasporası yayınında dikkat çeken makale.

Türkiye–Azerbaycan kardeşliğini ve Türk dünyasının birlikteliğini savunan Prof.

Aygün Attar’ın akademik çalışması uluslararası tartışma konusu oldu.Son dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ve stratejik müttefiklik ilişkilerini yıpratmaya yönelik sosyal medya paylaşımları dikkat çekerken, iki ülke arasındaki birlikteliğin güçlendirilmesi için yıllardır mücadele eden isimler de hedef alınıyor.Bu isimlerin başında, hayatını Türkiye–Azerbaycan kardeşliğine, Türk dünyasının bütünleşmesine ve Turan mefkûresine adamış olan Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) Başkanı Prof.

Aygün Attar geliyor.Siyasi tarih alanındaki akademik birikimi, devlet yönetimindeki tecrübesi ve milliyetçi kimliğiyle tanınan Attar’ın, özellikle son dönemde sosyal medya üzerinden anonim ve trol hesapların hakaret içerikli paylaşımlarına maruz kaldığı belirtiliyor.Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin sosyal medya provokasyonlarına kurban edilmemesi gerektiğini her fırsatta dile getiren Attar, iki devletin kardeşliğini tarihsel gerçekler, ortak millî kimlik ve stratejik çıkarlar temelinde savunan açıklamalarıyla öne çıkıyor.Ancak bu kez dikkat çekici gelişme yalnızca sosyal medya platformlarında yaşanmadı.

Aygün Attar’ın 14 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan “Diaspora Hırsı ile Devlet Hafızası Arasında Kalan Ermenistan” başlıklı analizi oldu.Attar, söz konusu çalışmasında Ermenistan’ın egemen devlet olarak sahip olduğu sorumluluklarla diaspora örgütlerinin tarihsel ve ideolojik beklentileri arasındaki çelişkilere dikkat çekmişti.Ermenistan’ın geleceğinin, ülke dışında faaliyet gösteren diaspora örgütlerinin siyasi taleplerinden ziyade, Ermenistan vatandaşlarının güvenlik, refah ve egemenlik ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini savunan Attar’ın yaklaşımı, Sassounian’ın eleştirilerinin merkezinde yer aldı.Sassounian, Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın bazı politikalarına olumlu yaklaşmasını, bu politikaların Ermenistan’ın çıkarları bakımından sorgulanması gerektiğine dayanak olarak gösterdi.Oysa Attar’ın analizinde vurguladığı temel husus, devletlerin ulusal çıkarlarının komşularıyla sürekli çatışma üzerinden değil, egemenlik hakları, güvenlik ihtiyaçları ve değişen jeopolitik koşullar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğiydi.ABD’deki diaspora basınının Attar’ın makalesini geniş biçimde ele alması, Güney Kafkasya’nın geleceğine ilişkin akademik tartışmaların uluslararası boyutunu da gözler önüne serdi.ERMENİ MESELESİNDEN İRAN’IN ETNİK YAPISINA UZANAN AKADEMİK BİRİKİMProf.

Aygün Attar, yalnızca güncel siyasi tartışmalardaki açıklamalarıyla değil, uzun yıllara dayanan akademik çalışmalarıyla da tanınıyor.Siyasi tarih alanında uzman olan Attar, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni soykırımı iddialarını tarihsel belgeler ve akademik araştırmalar çerçevesinde eleştirel biçimde inceleyen çok sayıda bilimsel çalışmaya imza attı.Ermeni meselesinin tarihsel, siyasal ve uluslararası ilişkiler boyutlarını ele alan araştırmalarında, tarihsel iddiaların bilimsel yöntemlerle ve arşiv belgeleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.Attar’ın akademik çalışmalarının bir diğer önemli alanını ise İran’ın etnik ve siyasi yapısı oluşturuyor.Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’de yayımlanan “İran’ın Etnik Yapısı” adlı kitabın yazarı olan Attar, bu eserinde İran’ın etnik ve demografik yapısını tarihsel ve siyasal boyutlarıyla inceledi.İran’ın etnik çeşitliliği, bölgesel kimlikler ve bu unsurların devlet politikalarıyla ilişkisi üzerine yoğunlaşan çalışma, İran ve Güney Kafkasya üzerine araştırma yapanlar açısından önemli bir kaynak niteliği taşıyor.Ermeni meselesi, İran’ın etnik yapısı, Güney Kafkasya’nın siyasi tarihi ve Türk dünyasının jeopolitiği üzerine yürüttüğü araştırmalar, Attar’ın güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinin uzun yıllara dayanan akademik birikiminden beslendiğini ortaya koyuyor.KARABAĞ’DAN TÜRK DÜNYASINA UZANAN BİR MÜCADELEKarabağ’ın Zengezur bölgesindeki Gubadlı’da dünyaya gelen Prof.

Aygün Attar’ın hayatı, Azerbaycan’ın yakın tarihindeki acılarla ve bağımsızlık mücadelesiyle iç içe geçti.Karabağ’ın işgal yıllarında ata yurdundan uzak kalmanın acısını yaşayan Attar, akademik hayatı boyunca Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü, Türkiye–Azerbaycan kardeşliğini ve Türk dünyasının birlikteliğini savundu.Türkiye Cumhuriyeti’nde devlet üniversitesi rektörlüğü görevini üstlenen Azerbaycan kökenli ilk kadın akademisyen olarak tanınan Attar, Giresun Üniversitesi Rektörlüğü’nün yanı sıra Başbakanlık Başdanışmanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyeliği görevlerinde bulundu.Bugün Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı olarak çalışmalarını sürdüren Attar, iki ülke arasında yalnızca kültürel ve tarihsel bağların değil, ekonomik, siyasi ve stratejik iş birliğinin de güçlendirilmesini savunuyor.Attar’ın kamuoyunda dikkat çeken yönlerinden biri de Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşliği herhangi bir siyasi konjonktürün üzerinde görmesi.Ona göre iki ülke arasındaki ilişkiler, günlük siyasi tartışmaların veya sosyal medyada oluşturulan yapay gündemlerin ötesinde, ortak tarih ve geleceğe dayanan stratejik bir birliktelik niteliği taşıyor.OXFORD’DA TÜRK BAYRAĞINI KALBİNİN ÜZERİNE DOLAYAN REKTÖRProf.

Aygün Attar’ın millî kimliğine bağlılığını ortaya koyan dikkat çekici olaylardan biri de 2014 yılında İngiltere’nin Oxford kentinde yaşandı.Giresun Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptığı dönemde Oxford Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen törende, Giresun Üniversitesi “En İyi Bölgesel Üniversite”, Attar ise “Yılın Yöneticisi” ödülüne layık görüldü.Oxford’da düzenlenen Sokrates Ödülleri töreninde Attar’ın Türk bayrağını kalbinin üzerine dolayarak verdiği görüntü, törenden geriye kalan en anlamlı karelerden biri oldu.Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda çeşitli siyasi eleştirilerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, Türk bayrağıyla verilen bu mesaj, Attar’ın millî aidiyetini uluslararası bir platformda açıkça ifade etmesi bakımından dikkat çekti.İhlas Haber Ajansı’nın dönemin ödül törenine ilişkin haberinde de Attar’ın aldığı ödüllere yer verildi.KARABAĞ ZAFERİ VE İKİ CUMHURBAŞKANIYLA TARİHÎ FOTOĞRAFProf.

Aygün Attar’ın hayatındaki en anlamlı anlardan biri ise Karabağ Zaferi’nin ardından yaşandı.Doğduğu toprakların uzun yıllar işgal altında kalmasının acısını yaşayan Attar, Azerbaycan’ın Karabağ Zaferi sonrasında ata yurduna yeniden kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte Zengezur ziyareti sırasında çektirdiği fotoğraf, Attar’ın kişisel hayat hikâyesi ile Türkiye–Azerbaycan kardeşliğinin kesiştiği sembolik bir kareye dönüştü.İki devlet başkanının ortasında, yıllarca hasret kaldığı ata yurdunun özgürlüğe kavuşmasının sevincini yaşayan Attar’ın mutluluğu, Karabağ Zaferi’nin yalnızca askerî ve siyasi değil, aynı zamanda derin bir insani anlam taşıdığını da ortaya koydu.Bu fotoğraf, Attar’ın Türkiye–Azerbaycan birlikteliğine duyduğu bağlılığın en güçlü görsel ifadelerinden biri olarak değerlendiriliyor.MİLLÎ MESELELERDE TAVİZSİZ TUTUMUYLA TANINIYORProf.

Aygün Attar, akademik çalışmaları kadar Türkiye’nin millî bütünlüğü ve güvenliğini ilgilendiren siyasi tartışmalardaki çıkışlarıyla da kamuoyunda gündeme geldi.Eski HDP milletvekili Garo Paylan ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarına yönelik sert tepkileri ve hukuki girişimleri, Attar’ın kamuoyunda dikkat çeken faaliyetleri arasında yer aldı.Millî meselelerdeki açıklamaları nedeniyle zaman zaman farklı siyasi çevrelerin eleştirilerine maruz kalan Attar, Türkiye’nin güvenliğini, Azerbaycan’ın egemenliğini ve Türk dünyasının birlikteliğini savunan yaklaşımını sürdürdü.SOSYAL MEDYA SALDIRILARI VE DİASPORA ELEŞTİRİLERİ: TESADÜF MÜ?Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler konusunda sosyal medyada gerilim yaratabilecek söylemlerin arttığı bir dönemde, Prof.

Aygün Attar’ın hem anonim hesapların hakaret içerikli paylaşımlarına maruz kalması hem de ABD’deki Ermeni diaspora basınında akademik çalışmasının eleştirilmesi dikkat çekiyor.Özellikle Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceği ve Azerbaycan’ın Türk dünyası içindeki konumu üzerinden yürütülen tartışmalar, iki ülke arasındaki kardeşliğin korunmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.Bununla birlikte sosyal medyadaki saldırılar ile diaspora yayınında çıkan makale arasında örgütsel bir koordinasyon bulunduğunu gösteren doğrulanmış bir kanıt mevcut değil.Ancak gelişmelerin aynı döneme rastlaması, şu sorunun sorulmasına neden oluyor:Türkiye–Azerbaycan kardeşliğini savunan, Türk dünyasının bütünleşmesini destekleyen ve Ermeni diasporasının siyasal etkisini akademik düzeyde sorgulayan Prof.

Aygün Attar’ın farklı çevreler tarafından aynı dönemde hedef alınması yalnızca bir tesadüf mü?Bu sorunun cevabı somut delillerle ortaya konulmayı gerektirirken, sosyal medyada hakaret ve itibarsızlaştırma amacı taşıyan paylaşımlarla akademik eleştiri arasındaki ayrımın da korunması gerekiyor.Fikirlerin bilimsel zeminde tartışılması demokratik toplumun gereğidir.

Ancak kişisel hakaretlerin, tehditlerin ve toplumsal düşmanlığı körükleyen söylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında meşrulaştırılması mümkün değildir.TÜRKİYE–AZERBAYCAN KARDEŞLİĞİ BİR ÖMRÜN DAVASIProf.

Aygün Attar’ın akademik ve kamusal hayatına bakıldığında değişmeyen temel çizginin Türkiye–Azerbaycan kardeşliği ve Türk dünyasının birlikteliği olduğu görülüyor.Karabağ’ın işgal yıllarından zafer günlerine, üniversite kürsülerinden devlet görevlerine, Oxford’daki ödül töreninden uluslararası akademik tartışmalara kadar uzanan bu süreç, Attar’ın millî kimliği ve siyasi tarih birikimiyle şekillenen duruşunun sürekliliğini ortaya koyuyor.Attar’ın Ermeni diasporası üzerine kaleme aldığı çalışmanın ABD’deki diaspora basınında eleştiri konusu olması, Güney Kafkasya’nın geleceğine ilişkin fikir mücadelesinin artık yalnızca bölgesel değil, uluslararası ölçekte de sürdüğünü gösteriyor.Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin sosyal medya provokasyonlarıyla yıpratılmasına karşı çıkan Attar’ın savunduğu temel yaklaşım ise açık:Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşlik, geçici siyasi tartışmaların, kişisel hesaplaşmaların ve sosyal medya kampanyalarının üzerinde tarihsel ve stratejik bir değerdir.Bu kardeşliğin korunması yalnızca iki ülkenin değil, Türk dünyasının ortak geleceği bakımından da büyük önem taşıyor.Karabağ’ın işgal yıllarında da zafer günlerinde de aynı düşünceyi savunan Prof.

Aygün Attar’ın hayat hikâyesi, Türkiye–Azerbaycan kardeşliğine bağlılığın geçici bir siyasi tercih değil, bir ömürlük duruş olabileceğinin örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?