
ABD tahvil piyasasında son haftalarda yaşanan hareket küresel ekonominin yeniden gündemine oturdu.
Temmuz başında yüzde 4,5 civarında bulunan ABD 10 yıllık tahvil faizi, eylül sonunda yüzde 5’in üzerine çıktı.
Böylece dünyanın en önemli finansal referanslarından birinde yaklaşık üç ay içinde dikkat çekici bir yükseliş yaşandı.
ABD 10 yıllık tahvilleri yalnızca Washington’ın borçlanma maliyetini göstermiyor.
Mortgage faizlerinden şirket kredilerine, hisse senedi değerlemelerinden gelişmekte olan ülkelere yönelen sermayeye kadar küresel finans sisteminin büyük bölümü bu göstergeyi yakından izliyor.
ABD devletinin yatırımcıya yüzde 5’in üzerinde getiri sunması, daha riskli piyasalara yatırım yapılabilmesi için talep edilen getirinin de yükselmesi anlamına geliyor.FED VE ENFLASYON BASKISITahvil faizlerindeki yükselişin arkasında ABD’de enflasyonun istenilen hızda gerilememesi ve Fed'in para politikasına ilişkin beklentiler bulunuyor.
Piyasalar, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği ihtimalini fiyatlarken uzun vadeli tahvillere yönelik getiri talebi de yükseliyor.
Öte yandan ABD’nin giderek büyüyen kamu borcu ve bütçe açıkları da tahvil piyasasının önündeki önemli başlıklardan biri.
Amerikan Hazinesi'nin finansman ihtiyacının büyümesi piyasaya daha fazla tahvil çıkması anlamına geliyor.
Arz arttıkça yatırımcıların bu tahvilleri satın almak için daha yüksek faiz talep etmesi uzun vadeli getirileri yukarı taşıyabiliyor.YÜZDE 5 NEDEN KRİTİK?10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’in üzerine çıkması finans piyasalarında psikolojik bir eşik olarak görülüyor.
Yatırımcılar, risksiz kabul edilen ABD devlet tahvilinden yüksek getiri elde edebildiğinde hisse senetlerinden gelişmekte olan ülke tahvillerine kadar daha riskli varlıklardan çok daha yüksek getiri bekliyor.
Bu durum özellikle yüksek değerlemelerle işlem gören teknoloji hisseleri üzerinde baskı yaratırken şirketlerin finansman maliyetlerini de artırıyor.
Yüksek ABD faizleri aynı zamanda küresel sermayenin yeniden dolara ve Amerikan varlıklarına yönelmesine yol açabilecek bir ortam oluşturuyor.DALGA ABD'DE KALMAZAsıl kritik nokta ise yükselişin ABD sınırlarında kalmaması.
Dünyanın en güvenli limanlarından biri kabul edilen Amerikan tahvilleri yüzde 5 civarında getiri sağladığında gelişmekte olan ülkelerin uluslararası yatırımcı çekmesi zorlaşıyor.
Bu ülkelerin daha yüksek getiri sunması gerekiyor ve dış borçlanma maliyetleri artabiliyor.Para frene bastı!
Ekonomide temkin dönemiYazarlarTÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?Türkiye açısından risk de bu noktada ortaya çıkıyor.
Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı, şirketlerin döviz cinsi borçlanmaları ve yabancı yatırımcıların TL varlıklara yönelik tercihleri küresel faiz ortamından doğrudan etkileniyor.
Uzmanlara göre ABD tahvillerindeki yükseliş Türkiye'de faizlerin aynı ölçüde artacağı anlamına gelmese de dış finansmanın maliyetini yükseltme riski yaratıyor.

