
İNGİLİZLERİN CASUSU ARKEOLOG ÇIKTI!Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere, İstanbul'dan Kuzey Afrika kıyılarına uzanan geniş bir istihbarat ağı kurdu.
Doğu Akdeniz Özel İstihbarat Bürosu (EMSIB) adı verilen teşkilata Fransa ve İtalya da katıldı.
Ancak en dikkat çekici ayrıntı, İngilizlerin bu kritik istihbarat yapılanmasında arkeolog Sir Leonard Woolley'ye görev vermesiydi.
Woolley, daha önce Arabistanlı Lawrence olarak tanınan İngiliz istihbaratçı T.
Lawrence ile Karkamış kazılarında birlikte çalışmıştı.
Kıbrıs'a gönderilen İngiliz arkeolog, kendisine tahsis edilen beş römorkörle Çukurova, İskenderun ve Kuzey Suriye hattında Alman denizaltılarını takip edecek bir casusluk ağı oluşturmaya girişti.
Araştırmaya göre İngilizler, savaş boyunca Kıbrıs ve çevresinde onlarca haberleşme ve istihbarat merkezi oluşturdu.PAPAZ KILIĞINDAKİ ALMAN CASUSLARI!Prof.
Ulvi Keser'in yaptığı araştırmalara göre, Kıbrıs'taki casusluk savaşının en şaşırtıcı ayrıntılarından biri papaz kıyafetiyle dolaşan gizemli ajanlardı.
Akdeniz köyündeki tütün ambarlarıyla bağlantılı Nasir isimli kişi, gündüzleri bir çiftlikte çalışıyor, bölgede papaz kıyafetiyle dolaşıyordu.
Çevresindeki Türk, Rum ve Maronitlerle yakın ilişkiler kurarak dikkat çekmeden faaliyetlerini sürdürüyordu.
Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Nasir ve Hasan isimli bir başka kişi esrarengiz biçimde ortadan kayboldu.
İki kişinin de özel görevle Kıbrıs'a gönderilmiş Alman casusları olduğu sonradan anlaşıldı.
Bölgedeki bazı kişiler de Alman istihbaratına bilgi aktarıyor, İngilizlerin elinde tutulan Türk savaş esirlerinin kamplardan kaçırılarak Anadolu'ya ulaştırılmasına yardımcı oluyordu.
Ancak savaşın bitmesiyle izlerini kaybettiren gizemli ajanların akıbeti hiçbir zaman aydınlatılamadı.OSMANLI UÇAKLARI GİZLİ KAMPLARI BULDU!İngilizler, Çanakkale Cephesi'nde esir aldıkları binlerce Türk askerini Kıbrıs'a getirerek Mağusa yakınlarındaki tel örgülerle çevrili kamplara yerleştirdi.
Osmanlı ordusu ise İngilizlerin adadaki askerî faaliyetlerini öğrenmek için keşif uçaklarını harekete geçirdi.
Askeri arşiv belgelerine göre Mağusa yakınlarında yaklaşık üç bin Türk savaş esiri tutuluyor, kampı beş yüz İngiliz askeri koruyordu.
14 Ağustos 1916'da Osmanlı pilotlarının gerçekleştirdiği dört saat elli dakikalık keşif uçuşunda Larnaka ve Mağusa limanları havadan incelendi, askerî gemilerin fotoğrafları çekildi.
22 Mart 1918 tarihli başka bir keşifte ise Mağusa'da büyük buharlı gemiler ve 52 çadırdan oluşan yeni bir askeri ordugah tespit edildi.
İngilizlerin adaya yaptığı askeri sevkiyat böylece Osmanlı karargâhı tarafından adım adım takip edildi.
Keşif uçaklarından birine Lefkoşa üzerinde yerden şiddetli ateş açılması da askeri kayıtlara geçti.TÜRKİYE DE HEDEFTEİkinci Dünya Savaşı'nın ardından Doğu Akdeniz'deki casusluk savaşı yeni bir boyut kazandı.
ABD ile İngiltere arasında 1946'da imzalanan ve daha sonra UKUSA adıyla anılan istihbarat anlaşması, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın da katılımıyla küresel bir haberleşme istihbaratı ortaklığına dönüştü.
ECHELON adı verilen dinleme sistemiyle askerî haberleşmenin yanı sıra uluslararası telefon görüşmeleri, elektronik mesajlar ve ticari iletişim de istihbarat faaliyetlerinin hedefi hâline geldi.
Avrupa Parlamentosu'nun 2001 yılında tamamladığı araştırma, sistemin ekonomik casusluk ve özel hayatın gizliliği açısından oluşturduğu riskleri gündeme taşıdı.
Türkiye de elektronik istihbarat faaliyetlerinin hedefleri arasında yer aldı.
Karamürsel'deki eski dinleme tesisleri, küresel istihbarat ağının önemli noktalarından biriydi.
Kıbrıs'taki İngiliz üsleri ise Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz'deki haberleşmenin izlenmesinde stratejik önem kazandı.KIBRIS'TAKİ GİZLİ MERKEZ!
Kıbrıs'taki Ayios Nikolaos dinleme istasyonu, Doğu Akdeniz'deki istihbarat faaliyetlerinin en dikkat çekici merkezlerinden biri hâline geldi.
İngiliz istihbarat kuruluşu GCHQ ile Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA'nın işbirliğinde kullanılan tesis, Ortadoğu ve Akdeniz haberleşmesinin izlenmesinde stratejik rol üstlendi.
Eski Amerikan istihbarat çalışanı Edward Snowden'in sızdırdığı belgeler, İngiliz istihbaratının TEMPORA programıyla fiber optik iletişim hatlarından büyük miktarda veri topladığını ortaya çıkardı.
İstihbarat yazışmalarında Kıbrıs'taki merkezin SOUNDER kod adıyla anıldığı da ortaya çıktı.
Ancak İngiliz yetkililer, Kıbrıs açıklarından geçen kablolara müdahale edildiği iddialarını reddetti.
Birinci Dünya Savaşı'nda savaş gemilerinin ve keşif uçaklarının takip edildiği Kıbrıs, yıllar sonra uluslararası telefon ve internet trafiğine yönelik gözetleme faaliyetlerinin tartışıldığı önemli merkezlerden biri oldu.

