
Uluslararası bir araştırma ekibinin Nature Communications dergisinde yayımladığı çalışma, uzayda yaşam arayışına yeni bir yöntem kazandırdı.
Araştırmacılar, amino asitlerin birbirinin ayna görüntüsü olan moleküler biçimlerini ayırt edebilen elektriksel bir algılayıcı geliştirdi.
Altın elektrotlar ve makine öğrenimiyle çalışan sistem, Şili'deki Atacama Çölü toprağı ve Murchison göktaşından alınan örneklerde denendi.
Dünya'daki canlıların amino asitlerde belirli moleküler yönelimleri tercih etmesi, bu özelliği olası yaşam belirtilerinden biri haline getiriyor.Bilim insanlarının geliştirdiği yeni moleküler algılayıcı, göktaşı ve toprak örneklerinde olası yaşam belirtilerini araştırıyor.
SETI radyo ve lazer sinyallerini tararken NASA, Avrupa ve Çin uzay görevleriyle yaşamın kimyasal izlerini arıyor. (Reuters)UZAYDAN GELEN SİNYALLERİ DİNLİYORDünya dışı akıllı yaşam arayışının öncü programı SETI, 1960'ta astronom Frank Drake'in Ozma Projesi ile başlayan radyo sinyali araştırmalarını sürdürüyor.
ABD'deki Allen Teleskop Dizisi, dar bantlı radyo yayınlarını tararken New Mexico'daki COSMIC sistemi, 27 antenden oluşan Çok Büyük Radyo Teleskop Dizisi'nin verilerini gerçek zamanlı inceliyor.
Breakthrough Listen, dünyanın farklı radyo teleskoplarını kullanarak yıldız sistemlerini tarıyor.
LaserSETI ise gelişmiş uygarlıklardan gelebilecek çok kısa lazer parlamalarını araştırıyor.
SETI Enstitüsü, 22 Ekim 2026'da Suudi Arabistan'da iki yeni LaserSETI istasyonu kurulduğunu duyurdu.
Bugüne kadar doğrulanmış bir dünya dışı teknolojik sinyal ise tespit edilemedi.MARS'TAN BUZLU UYDULARA YAŞAM ARAYIŞINASA'nın Perseverance keşif aracı, 2021'den bu yana Mars'taki Jezero Krateri'nde geçmiş mikrobiyal yaşamın olası kimyasal ve jeolojik izlerini araştırıyor.
2024'te fırlatılan Europa Clipper, Jüpiter'in buzla kaplı Europa uydusunun yaşamı destekleyebilecek koşullara sahip olup olmadığını incelemek üzere yolculuğunu sürdürüyor.
Avrupa Uzay Ajansı'nın 2023'te fırlattığı JUICE aracı ise Jüpiter'in Ganymede, Callisto ve Europa uydularını araştıracak.
Avrupa'nın Rosalind Franklin Mars gezgininin 2028'de fırlatılması hedefleniyor.
Araç yüzeyin iki metre altından örnek alabilecek.
NASA ayrıca 2028'de fırlatılması beklenen Dragonfly adlı nükleer enerjili hava aracını Satürn'ün Titan uydusuna göndermeye hazırlanıyor.
Bu görevlerin temel amacı ise yaşanabilir koşulları ve olası biyolojik izleri araştırmak.YAŞAMIN KİMYASAL İMZALARIÇin'in Tianwen-3 görevi, Mars'tan örnekleri Dünya'ya getirerek laboratuvarlarda olası yaşam izlerinin incelenmesini hedefliyor.
ABD ve Avrupa'nın James Webb Uzay Teleskobu ise uzak gezegenlerin atmosferlerinde su buharı, metan ve karbondioksit gibi maddeleri araştırıyor.
NASA raporlarına göre 2027 ve 2028 yılında yörüngeye fırlatılması beklenen yeni teknolojik donanıma sahip teleskoplar ise atmosferlerde biyolojik faaliyetle ilişkili olabilecek gaz birleşimlerini daha ayrıntılı inceleyebilecek.
Glasgow Üniversitesi'nin Ağustos 2026'da duyurduğu moleküler karmaşıklık yöntemi de yaşamı yalnızca Dünya biyolojisine benzeyen kimyasallarla tanımlama zorunluluğunu aşmayı amaçlıyor.
Öte yandan Uluslararası Astronotik Akademisi, Haziran 2026'da SETI'nin olası dünya dışı uygarlık keşiflerini doğrulama ve kamuoyuna açıklama kurallarını yeniledi.
Araştırmacılar, tek bir molekülün veya sıra dışı sinyalin yaşam kanıtı sayılamayacağını, bağımsız doğrulamanın zorunlu olduğunu vurguluyor.NASA'nın paylaşımı gündem oldu: Uzayda gülen yüz!Bilim Teknoloji

