
CASUSLUK ŞÜPHESİ!Millî Mücadele'nin kritik günlerinde Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Cebesoy'un güvenliğine ilişkin dikkat çekici bir istihbarat raporu hazırlandı.
Hamit Pehlivanlı'nın Askerî Polis Teşkilatı İstihbarat Raporlarında Millî Mücadele Sırasında Ermeni-Rum Azınlığın Faaliyetleri ve Alınan Tedbirler başlıklı araştırmasında aktarılan 3 Eylül 1920 tarihli belgeye göre, İstanbul'dan Anadolu'ya gelen Ermeni bir kadının Ali Fuat Paşa'nın karargâhının yerini, çalışma saatlerini ve gün içerisinde nerelerde bulunduğunu öğrenmeye çalıştığı istihbaratı alındı.
Batı Cephesi Askerî Polis Teşkilatı Başkanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey tarafından hazırlanan raporda, söz konusu kişinin hareketleriyle düşman uçaklarının faaliyetleri arasında bağlantı olabileceği değerlendirildi.İNGİLİZ UÇAKLARI ÖNCEDEN BİLİNİYORDUAynı istihbarat raporundaki bir başka ayrıntı, İngiliz uçaklarının Anadolu üzerindeki propaganda faaliyetleriyle ilgiliydi.
29 Ağustos 1920'de, şüpheli görülen kadınla aile bağı bulunan başka bir kadının, ertesi gün İngiliz uçağının bildiri atacağını söylediği kaydedildi.
Askerî Polis Teşkilatı'nın elde ettiği bilgilere göre, aynı dönemde bazı Rum ve Ermeni çevrelerinde de düşman uçaklarının bildiri dağıtacağına ilişkin söylentiler dolaşıyordu.
Binbaşı İsmail Hakkı Bey, uçak faaliyetlerine ilişkin bilgi sahibi olunması ile komutanın günlük hareketlerinin araştırılmasını birlikte değerlendirerek olası bir saldırı ihtimaline dikkat çekti.
Belgede yer alan değerlendirme, Ankara'nın yalnızca cephedeki düşman kuvvetlerini değil, cephe gerisindeki bilgi sızıntılarını da ciddi bir güvenlik meselesi olarak gördüğünü ortaya koyuyor.DEVE SEMERLERİNDE YÜZLERCE MEKTUP!Askerî Polis Teşkilatı'nın kayıtlarında yer alan bir başka dikkat çekici olay ise Kütahya ile Bursa arasındaki gizli mektup sevkiyatı oldu.
Araştırmada aktarılan istihbarat raporuna göre, Kütahya'dan gönderilen yüzlerce mektup, deveciler aracılığıyla taşınan yüklerin semerleri arasına gizlenerek Bursa'ya ulaştırıldı.
Mektuplarda Ermenilerin tehcir edildiğine ilişkin iddiaların yer aldığı belirtildi.
Bursa'daki Askerî Polis görevlisinin mektupların dağıtıldığını tespit ettiği kaydedildi.
Aynı dönemde Konya ve çevresinde de Ankara Hükümeti'nin askeri başarısızlığa uğradığına ilişkin söylentilerin yayıldığı bildirildi.
İstihbarat raporlarında, İtalyan birliklerinin Bozkır'a geldiği, Osmanlı hanedanından bir kişinin Ankara'yı kuşattığı ve Yunan ordusunun zaferler kazandığı gibi haberlerin dolaşıma sokulduğu anlatıldı.
Araştırmaya göre bu söylentiler bazı bölgelerde askere alma faaliyetlerini de olumsuz etkiliyordu.FRANSIZ KIYAFETİYLE 300 KİŞİLİK SEVKİYAT!Askerî Polis Teşkilatı'nın belgeleri, 1920 yılında Akdeniz ve Karadeniz limanlarında gerçekleşen dikkat çekici insan hareketlerini de ortaya koyuyor.
Araştırmada yer alan 7 Ekim 1920 tarihli istihbarat bildirimine göre, Suriye'den gelen Lloyd şirketine ait Tirol adlı vapura Mersin'de yaklaşık 600 Ermeni ailesi ile Fransız topçu ve piyade askeri kıyafeti giydiği belirtilen 300 Ermeni askeri bindirildi.
Raporda, bu kişilerin Ermenistan'a gönderildiği kaydedildi.
Aynı kaynakta, Adana çevresindeki 1200 Ermeni'nin İstanbul'a taşınması amacıyla Lloyd şirketiyle 20 bin lira üzerinden görüşmeler yapıldığı da aktarıldı.
Karadeniz'deki gelişmeler de istihbarat kayıtlarına yansıdı.
5 Eylül 1920'de İtalyan bayraklı Jan vapuruyla Zonguldak'a gelen 172 Rum ve Ermeni gönüllünün Batum'a gitmek üzere hareket ettiği bildirildi.
27 Eylül'de ise yaklaşık 80 Ermeni gencinin İnebolu'dan Trabzon'a, oradan da Batum üzerinden Erivan'a gitmek amacıyla yola çıktığı kaydedildi.
Belgelerdeki bu bilgiler, Ankara'nın yabancı bayraklı gemilerle gerçekleştirilen sevkiyatları yakından takip ettiğini gösteriyor.KONYA'DA GİZLİ TAKİPKurtuluş Savaşı sırasında Askerî Polis Teşkilatı'nın dikkatle izlediği merkezlerden biri de Konya'ydı.
Araştırmada aktarılan belgelere göre, Eskişehir Rum Mektebi Müdürü Mavridi, 21 Ağustos 1920'de seyahat belgesi aldıktan sonra 2 Eylül'de trenle Konya'ya geldi.
Ancak Askerî Polis Teşkilatı, Mavridi'nin işgal güçleri yararına propaganda yaptığı şüphesiyle harekete geçti.
Mavridi gözaltına alınırken, 5 Eylül 1920 tarihli telgrafla Eskişehir'e geri gönderilmek yerine Konya'da tutulması istendi.
Aynı dönemde Konya'nın Sille bölgesinde jandarmalarla yerel Rum sakinleri arasında yaşanan çatışma da istihbarat raporlarına yansıdı.
Belgelerde, bir kişinin gözaltına alınmasına karşı çıkan kalabalığın jandarmaların silahlarını aldığı, olaydan sonra yaklaşık 15 kişinin Konya'ya götürüldüğü ve bazı kişiler hakkında mahkemeye sevk işlemi yapıldığı belirtildi.
Evlerde yapılan aramalarda üç tüfeğin ele geçirildiği kaydedildi.
Askerî Polis Teşkilatı, bölgede yeniden benzer olayların yaşanmasını önlemek amacıyla güvenilir kişilerden oluşan bir haber alma ağı kurmaya çalıştı.
Araştırma, Konya'da istihbarat faaliyetlerinin yalnızca askerî birliklerle sınırlı kalmadığını, okulların, yerel örgütlenmelerin ve sivil ilişkilerin de takip edildiğini gösteriyor.

