
Demokratik Kongo Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın güncel verilerine göre, Ebola salgınında 10 bin 60 kişiye virüs bulaştı, 4 bin 887 kişi yaşamını yitirdi.
Yaklaşık yüzde 49'luk ölüm oranına ulaşan salgın, ülkede şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül Ebola krizi oldu.
Mayıs ayında başlayan ve Bundibugyo türündeki virüsten kaynaklanan salgın, sekiz eyalette 66 sağlık bölgesine yayıldı.
Kenya, Nijerya ve Uganda'da da vakalar tespit edildi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), salgının kontrol altına alınmasının güçleştiği uyarısında bulunurken sağlık çalışanlarının yetersizliği, silahlı çatışmalar ve ulaşım sorunları mücadeleyi engelliyor.
Sağlık kuruluşları verilerine göre vakaların yaklaşık yüzde 80'i önceden takip edilen temaslıların dışında ortaya çıkıyor.
Bu durum, hastalığın sağlık otoritelerinin tespit edemediği alanlarda hızla yayılmayı sürdürdüğüne işaret ediyor.Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Ebola salgını nedeniyle 4 bin 887 kişi yaşamını yitirdi.
Salgınla mücadele eden sağlık çalışanları, yetersiz tıbbi kaynaklar ve silahlı çatışmaların gölgesinde binlerce hastaya ulaşmaya çalışıyor. (Reuters)AVRUPA'DA BİR VAKA ALARM, AFRİKA'DA BİNLERCE ÖLÜMEbola salgını, küresel sağlık krizlerinin farklı önceliklerle nasıl ele alındığına ilişkin tartışmaları yeniden canlandırdı.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), 12 Ekim tarihli değerlendirmesinde Avrupa Birliği ülkelerinde bulaşma riskinin çok düşük olduğunu açıkladı.
Bu değerlendirme bilimsel bir risk analizine dayanıyor.
Ancak Afrika'daki salgının uluslararası gündemde çoğu zaman Avrupa'ya sıçrama ihtimali üzerinden tartışılması, insani krizin merkezindeki Afrikalıların yaşadığı yıkımın ikinci plana itilmesi eleştirilerini de güçlendiriyor.
Batılı medya kuruluşları salgını haberleştirse de haberlerin görünürlüğü, uluslararası kaynakların harekete geçirilmesi ve sağlık yatırımlarının yönlendirilmesi aynı ölçüde gerçekleşmiyor.EŞİTSİZLİĞİN UZUN GEÇMİŞİBatı Afrika'da 2014-2016 yıllarında yaşanan Ebola salgınında 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti.
Salgın, uluslararası sağlık sistemlerinin hazırlıksızlığını ve yoksul ülkelerin tedavi altyapısındaki eksiklikleri ortaya çıkardı.
Bugün benzer bir tablo kolerada da görülüyor.
DSÖ'nün 29 Eylül 2026'da yayımladığı rapora göre 2025 yılında dünya genelinde 7 bin 870 kişi koleradan öldü.
Angola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Güney Sudan ve Sudan, hastalık yükünün yoğunlaştığı ülkeler arasında bulunuyor.
DSÖ Afrika Bölgesi'nde koleraya bağlı ölümler bir önceki yıla göre yüzde 58 arttı.
Temiz su, kanalizasyon, temel sağlık hizmetleri ve aşıya erişim gibi önlenebilir sorunların sürmesi, salgınların yalnızca biyolojik değil, yoksulluk ve eşitsiz kalkınmayla bağlantılı toplumsal krizler olduğunu gösteriyor.SAĞLIK HAKKI EŞİT DAĞITILMIYORKongo'daki son salgında hastanelerin kapasitesi aşılırken sağlık çalışanlarının ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle yaşanan iş bırakmalar, hastalığın kontrolünü daha da güçleştiriyor.
Bundibugyo türü Ebola için henüz onaylanmış bir aşı bulunmaması, araştırma ve tedavi olanaklarındaki boşluğu büyütüyor.
Sağlık kuruluşları yalnızca virüsle değil, silahlı çatışmaların yol açtığı yerinden edilmeler, altyapı eksikliği ve yetersiz finansmanla da mücadele ediyor.
Batılı ülkelerde COVID-19 sırasında görülen büyük ölçekli kamu harcamaları ve hızlı aşı geliştirme kapasitesi, küresel kaynakların seferber edilebildiğini göstermişti.
Afrika'daki krizlerde ise aynı hız ve ölçekte destek sağlanamaması, küresel sağlık sisteminin kimin yaşamını ne ölçüde koruyabildiği sorusunu gündeme taşıyor.Üç kıta üç salgın, yeni küresel pandemi endişesiGündem

