
Hindistan Komünist Partisi (Marksist), bir yandan Modi hükümetinin siyasal baskılarıyla karşı karşıya kalırken diğer yandan alt kıtanın en köklü eşitsizlik sistemi olan Kasta karşı tarihsel önem taşıyan bir çalışma yayımladı.
Federal Mali Suçlarla Mücadele Kurumu ED’nin eski Kerala Başbakanı Pinarayi Vijayan’ın evine düzenlediği baskın, Kerala’dan Yeni Delhi’ye uzanan kitlesel protestolara yol açtı.
Baby, Brinda Karat, Vijoo Krishnan ve Mariam Dhawale’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda komünist gözaltına alındı.
Baskın CPI(M), Modi hükümetinin muhalefeti federal kurumlarla sindirme politikasının parçası olarak değerlendirildi.
Baskının üzerinden iki ay geçmeden yayımlanan “Kastın Yok Edilmesi: Marksist Bir Perspektif” başlıklı çalışma ise tüm alt kıtada büyük ses getirmiş durumda.
Siyasal baskılara karşın üretim ve mücadeleden vazgeçmeyen hareketin çalışmasını CPI(M) üyesi B.
Çalışma kast ile sınıf arasındaki ilişkiyi tarihsel materyalist bir temelde ele alırken, kast ayrımcılığına karşı ekonomik, siyasal ve ideolojik mücadeleyi birleştiren somut bir program da öneriyor.
Eserin önsözünü yazan Prakash Karat’a göre kast, ne yalnızca ekonomik temele ne de yalnızca ideolojik üstyapıya yerleştirilebilir.
Çalışmada Kast sistemi üretim ilişkileriyle düşünce dünyasını aynı anda kuşatan çift yönlü bir baskı düzeni olarak ele alındı.CPI(M) tarafından hazırlanan çalışma, kastın yalnızca kültürel bir ayrım değil, emeği doğuştan bölen ve sömürüyü kuşaktan kuşağa aktaran bir sistem olduğunu vurguladı. (Reuters)KAST EMEĞİ DENETLEME SİSTEMİÇalışmanın temel tezi, kastın yalnızca dini inançlara ve toplumsal statüye indirgenemeyeceği yönünde.
Kast düzeni, insanların mesleğini, sosyal konumunu ve yaşam imkanlarını doğumla belirliyor; alt kastları topraksızlığa, ağır hizmetlere ve tarım işçiliğine mahkum ediyor.
Mesleğin kalıtsal hale getirilmesi, emeğin kuşaktan kuşağa aynı toplumsal gruplardan sağlanmasını güvenceye alırken hareket ve düşünce özgürlüğünü de ortadan kaldırıyor.
Kast bu çerçevede, emeği yalnızca sömürmekle kalmıyor; emeği sınıflandırıyor, aşağılıyor ve kendi içinde bölüyor.
Toprak, eğitim ve siyasal yetki tarihsel olarak üst kastların elinde toplanırken Dalitler ve diğer ezilen kastlar tarım işçiliği, kayıt dışı çalışma ve düşük ücretli işlerde yoğunlaşıyor.
Çalışmaya göre kapitalizm bu eski hiyerarşiyi ortadan kaldırmadı; tersine, işgücü piyasasını bölmek ve artı değer sömürüsünü derinleştirmek için onu yeni biçimlerde kullandı.NEOLİBERALİZM KASTI YENİDEN ÜRETİYORRaghavulu, eğitim ve ekonomik büyümenin kastı zamanla kendiliğinden ortadan kaldıracağı yönündeki liberal beklentinin gerçekleşmediğini vurguluyor.
1990’lardan itibaren hızlanan özelleştirme, taşeronlaştırma ve kamusal istihdamın küçültülmesi, ezilen kastların anayasal kotalar ve kamu sektörü aracılığıyla elde ettiği sınırlı kazanımları da aşındırmış durumda.
Kast ayrıca neoliberal politikaların yarattığı yoksulluk ve öfkenin sınıfsal hedeflere yönelmesini önleyen bir parçalama aracı olarak da kullanılıyor.
Çalışmaya göre sağ iktidar partileri, seçim dönemlerinde kast grupları arasındaki rekabeti kullanarak emekçi sınıfları bölüyor.
Böylece farklı kastlarda bulunan yoksullar özelleştirme, düşük ücret, işsizlik ve güvencesizliğin sorumlusu olan sermaye düzeni yerine birbirine rakip hale getiriliyor.MÜCADELENİN TARİHSEL ROLÜÇalışmada sosyalistlerin Telangana, Tebhaga ve Punnapra-Vayalar gibi büyük köylü ve emekçi mücadelelerinde kast sınırlarını aşan birlikler kurduğu, toprak reformlarıyla kast egemenliğinin maddi temelini zayıflattığı vurgulanıyor.
Kerala, Batı Bengal ve Tripura’daki sol hükümetlerin toprak dağıtımı, kiracı hakları, yerel yönetimlere katılım, eğitim, sağlık ve sosyal yardım politikalarından en fazla yararlanan kesimler arasında Dalitler ile Adivasiler bulunuyor.
Sol hareketlerin güçlü olduğu bölgelerde dokunulmazlık uygulamalarının ve feodal kast baskısının belirgin biçimde gerilemesi de bu tarihsel çizginin sonucu olarak değerlendiriliyor.Tarihsel çalışma, kastın yok edilmesini toprak reformu, işçi hakları ve emek sömürüsünün sona erdirilmesi ile birlikte ele alıyor.KÜLTÜR TANIMI DEĞİL DÖNÜŞÜM GEREKHindistanlı tarihçi Profesör Sajal Nag ise verdiği demeçte dışlanmış toplulukların yaşadığı sorunların yalnızca kimlik farklılıklarıyla açıklanamayacağını; devlet politikaları, tarihsel kaynak kaybı ve egemen ulus anlayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Çalışmanın tarihsel bir öneme sahip olduğunun altını çizen Nag, yoksul kastlara mensup insanların toplumsal yaşamın, kalkınmanın ve siyasal kararların dışına itildiğini, Dalitlerin, Adivasilerin ve diğer ezilen toplulukların yaşadığı eşitsizliğin yalnızca kültürel tanınmayla çözülemeyeceğini; toprak, kaynak, temsil ve siyasal güç ilişkilerinin dönüştürülmesi gerektiğini açıkça ifade ediyor.TOPRAK VE ÜCRET MÜCADELESİ BİRLEŞECEKCPI(M)’nin yayımladığı çalışma, kast sistemine karşı mücadelenin ilk adımını toprak ve üretim araçlarının yeniden dağıtılması olarak belirliyor.
Çalışmada tarım işçilerinin ve yoksul köylülerin önemli bölümü ezilen kastlardan oluştuğu için toprak reformu, yüksek ücret, güvenli iş, konut, eğitim, sağlık, su ve temizliğe erişim taleplerinin doğrudan kast karşıtı bir içerikle yürütülmesi gerektiği savunuluyor.
Çalışma ayrıca kastlara özgül sorunların tüm çalışan kesimlerin ortak sorunu olduğunun toplumda vurgulanması gerektiğine işaret ediyor.
Devlet kadrolarındaki kotaların korunması ve genişletilmesi, özel sektörde ayrımcılığın önlenmesi ve özelleştirmeye karşı mücadele de program çerçevesinde yer alıyor.
Tarihsel çalışma sınıf sömürüsünün sona erdirilmesi ile kastın yok edilmesinin birbirini tamamlayan iki temel görev olduğunu da vurguluyor.emre.ozturk@haberglobal.com.tr

