
ABD ile Çin arasındaki yıllardır sertleşen mücadelede yeni bir dönem tartışması başladı.
Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk aylarında Pekin’e karşı uyguladığı yoğun ekonomik baskının ardından söylemini yumuşatması, Washington’ın Çin politikasında önemli bir değişim yaşandığı yorumlarına yol açıyor.
Yapılan analizlerde değişimin yalnızca diplomatik bir manevra olmadığı, ticaretten kritik minerallere, tarımdan yapay zeka ve yarı iletkenlere kadar uzanan karşılıklı bağımlılıktan kaynaklandığına dikkat çekiliyor.
Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Washington’da gerçekleştirilen son görüşmede ticaret ve yatırım mekanizmalarının işletilmesi, bazı ürünlerde daha elverişli tarife koşullarının ele alınması ve yapay zeka alanında yeni bir diyalog kanalı oluşturulması konusunda adımlar atıldı.
Buna karşın teknoloji, Tayvan, kritik mineraller ve küresel nüfuz mücadelesindeki temel anlaşmazlıklar ortadan kalkmış değil.SERT ÇİZGİ NEDEN DEĞİŞTİ?Trump’ın Çin politikası uzun süre yüksek gümrük tarifeleri, teknoloji kısıtlamaları ve Amerikan üretimini Çin’den uzaklaştırma hedefi üzerine kuruldu.
Ancak yapılan analizlerde, dünyanın en büyük iki ekonomisinin üretim ve ticaret zincirlerinin birbirinden tamamen ayrılmasının Washington açısından da yüksek maliyet oluşturduğu vurgulanıyor.
Çin, Amerikan ekonomisi açısından yalnızca büyük bir rakip değil, aynı zamanda dev bir pazar ve kritik üretim zincirlerinin önemli parçalarından biri.
Özellikle nadir toprak elementleri bu bağımlılığın en açık örneklerinden biri haline geldi.
Çin’in bu alandaki güçlü konumu, savunmadan elektronik sektörüne kadar birçok Amerikan endüstrisi açısından kritik önem taşıyor.REKABET VAR, KOPUŞ YOKAnalistlere göre Çin tarafının verdiği mesajlarda da benzer bir çizgi dikkat çekiyor.
Şi Cinping yönetimi, Çin’in ekonomik yükselişi ile Trump’ın “Amerika’yı yeniden büyük yapma” hedefinin birbirini mutlaka engellemesi gerekmediği görüşünü savunuyor.
Son görüşmelerin ardından “stratejik istikrar” ifadesi de yeni dönemin anahtar kavramlarından biri haline geldi.
Bu tablo ABD ile Çin arasındaki güç mücadelesinin sona erdiği anlamına gelmiyor.
Rekabet; teknoloji, yapay zeka, yarı iletkenler, kritik hammaddeler, enerji, Pasifik’teki askeri denge ve küresel ticaret yollarında sürüyor.RUSYA DENKLEMİ DEVREDEABD-Çin hattındaki yumuşama tartışmasının önemli başlıklarından biri de Rusya.
Washington’ın aynı anda hem Çin hem de Rusya ile uzun süreli ve yüksek maliyetli bir stratejik mücadele yürütmesinin güç olduğu değerlendiriliyor.
1970’lerde ABD, Sovyetler Birliği ile Çin arasındaki ayrılıktan yararlanarak Pekin ile ilişkilerini geliştirmişti.
Bugün koşullar farklı olsa da Washington açısından benzer bir denge arayışının yeniden önem kazanabileceği belirtiliyor.
İki ülke arasındaki en hassas başlıklardan biri ise Tayvan.
Pekin, Tayvan’ı kendi toprağının parçası kabul ederken Washington ada ile askeri ve siyasi ilişkilerini sürdürüyor.
Trump’ın Çin politikasındaki değişimi etkileyen başlıklardan biri de ABD iç ekonomisi.
Çin, Amerikan çiftçileri açısından dev bir pazar niteliğinde.ABD Başkanı Trump'tan Çin açıklaması: Harika ilerlemeler kaydettikDünyaASIL SAVAŞ TEKNOLOJİDEABD ile Çin arasındaki güç mücadelesinin en kritik cephesi teknoloji.
Yapay zeka, gelişmiş yarı iletkenler, kuantum teknolojileri, savunma elektroniği ve kritik mineral tedariki iki ülke arasındaki rekabetin merkezinde bulunuyor.
Washington yıllardır Çin’in en gelişmiş çiplere ve bunların üretiminde kullanılan teknolojilere erişimini sınırlamaya çalışırken Pekin kendi yarı iletken endüstrisini geliştirmek için dev yatırımlar yapıyor.
Analistlere göre ortaya çıkan tablo ABD ile Çin arasında klasik anlamda bir yakınlaşmadan çok, kontrollü bir rekabet dönemine işaret ediyor.

