

Paris merkezli Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), yayımladığı son ekonomik görünüm raporunda, enerji fiyatlarındaki yükselişin ve Orta Doğu’daki çatışmanın belirsiz seyrinin maliyetleri artıracağını, buna karşılık talebi baskılayacağını vurguladı. Kuruma göre bu durum, teknoloji yatırımları ve üretimdeki artış gibi olumlu faktörlerin yarattığı destekleyici etkiyi büyük ölçüde dengeleyecek.
En dikkat çekici değişim enflasyon beklentilerinde yaşandı. OECD, ABD’de yıllık enflasyonun bu yıl yüzde 4,2 seviyesine ulaşacağını öngörüyor. Bu oran, kurumun Aralık ayında yaptığı tahmine kıyasla 1,2 puanlık artış anlamına geliyor. Benzer bir tablo G20 ülkeleri için de geçerli. Küresel ölçekte enflasyonun yüzde 4 seviyesine çıkması beklenirken, bu da önceki tahminlere göre belirgin bir yukarı yönlü revizyona işaret ediyor.
Buna rağmen OECD, orta vadede enflasyonun yeniden gerileyeceğini düşünüyor. Kuruma göre ABD’de enflasyon 2027 yılına kadar yüzde 1,6 seviyesine kadar düşebilir. G20 ülkelerinde ise enflasyonun daha yavaş gerileyerek yüzde 2,7 civarında dengelenmesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, özellikle enerji fiyatlarındaki oynaklık nedeniyle bu sürecin beklenenden daha uzun sürebileceğine dikkat çekiyor.
Büyüme tarafında ise tablo daha temkinli. OECD, küresel ekonominin 2026 yılında yüzde 2,9 büyümesini öngörüyor. Bu oran, bir önceki yılın yüzde 3,3’lük büyümesine göre belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyor. ABD ekonomisinin ise görece daha güçlü kalması bekleniyor. 2026 için büyüme tahmini yüzde 2 olarak açıklanırken, 2027’de bu oranın yüzde 1,7’ye gerilemesi öngörülüyor.
Raporda, kısa vadede en büyük riskin enerji fiyatları olduğu açıkça vurgulanıyor. Orta Doğu’dan enerji ihracatında yaşanabilecek olası kesintilerin petrol ve gaz fiyatlarını daha da yukarı çekebileceği, bunun da hem enflasyonu artırıp hem de ekonomik büyümeyi daha fazla baskılayabileceği ifade ediliyor. OECD ekonomistleri, bu tür bir senaryonun küresel piyasalarda yeni bir şok dalgası yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Buna karşılık daha olumlu bir senaryo da masada. Çatışmanın beklenenden kısa sürmesi, enerji fiyatlarının yıl ortasından itibaren dengelenmesi ve yapay zekâ gibi teknolojilerin verimliliği artırması halinde küresel ekonominin daha dirençli bir performans sergileyebileceği belirtiliyor.
Tüm bu gelişmeler, merkez bankaları açısından da zorlu bir döneme işaret ediyor. Enflasyonun yeniden yükselmesi, faiz indirimlerinin ertelenmesine ya da yeni faiz artışlarının gündeme gelmesine neden olabilir. Üstelik bu kararlar, büyümenin yavaşladığı bir ortamda alınmak zorunda kalınacak. Ekonomistler, önümüzdeki dönemde hem para politikası hem de küresel ticaret açısından belirsizliğin artmaya devam edeceği görüşünde.

