

Universitat Rovira i Virgili (URV) tarafından yürütülen ve MedComm dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, bağırsak mikrobiyotası Akdeniz diyetinin depresyon belirtileri üzerindeki olumlu etkisinin %31’ine kadarını açıklayabilir. Çalışma, farklı beslenme alışkanlıklarının belirli mikrobiyal profillerle ilişkili olduğunu ve bunun da depresyonun seyrini nasıl etkilediğini inceliyor.
Araştırmada, fazla kilolu veya obez ve metabolik sendroma sahip 644 yaşlı birey bir yıl boyunca takip edildi. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları, dışkı örnekleri üzerinden mikrobiyota yapıları ve depresif belirtilerin ilerleyişi analiz edildi. Bilim insanları, standart Akdeniz diyeti ve çeşitli varyasyonları dahil olmak üzere yüksek besin kalitesine sahip dört beslenme modelini, daha az sağlıklı kabul edilen iki modelle karşılaştırdı.
Yüksek kaliteli beslenme alışkanlıklarına sahip katılımcıların takip süresi boyunca daha az depresyon belirtisi gösterme eğiliminde olduğu görüldü. Buna karşılık, daha sağlıksız beslenme modellerine yakın olan bireylerde depresif semptomların zamanla arttığı tespit edildi.
Mikrobiyal çeşitlilik: Sağlığın göstergesi
Çalışma, Akdeniz tipi beslenmenin daha zengin ve çeşitli bir bağırsak mikrobiyotasını desteklediğini ortaya koydu. Buna karşın, sağlıksız diyetler daha düşük mikrobiyal çeşitlilikle ilişkilendirildi. URV’ye göre mikrobiyal çeşitlilik, bağırsak ekosisteminin dayanıklılığı ve sağlıklı işleyişinin önemli bir göstergesi kabul ediliyor.
Bağırsak florasının aracı etkisi
Araştırmacılar, bağırsak mikrobiyotasının enerji kısıtlamalı Akdeniz diyetinde gözlenen etkinin yaklaşık %17’sini, standart Akdeniz diyetinde ise yaklaşık %31’ini açıkladığını belirledi. Bu da Akdeniz diyetinin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin önemli bir kısmının daha sağlıklı bir mikrobiyal yapı oluşturmasından kaynaklanabileceğini gösteriyor.
Gelecek araştırmalar
Çalışmanın baş yazarı Adrián Hernández-Cacho, bu araştırmanın “bazı diyet modellerinin neden diğerlerinden daha koruyucu olduğunu anlamak için önemli bir adım” olduğunu belirtti. Ancak diyet, mikrobiyota ve depresyon belirtileri arasındaki nedensel ilişkiyi kesin olarak ortaya koymak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.

