
ABD İLE İKİNCİ LOZANTarihte “Lozan Antlaşması” denildiğinde 24 Temmuz 1923’te Türkiye ile İtilaf devletleri arasında imzalanan barış anlaşması biliniyor.
Ancak bundan yalnızca 13 gün sonra, 6 Ağustos 1923’te Türkiye ile ABD arasında da Lozan’da ayrı bir Dostluk ve Ticaret Antlaşması imzalandı.
Bu anlaşma Amerikan Senatosu tarafından onaylanmadığı için hiçbir zaman yürürlüğe giremedi.
Araştırmacı-Yazar Cengiz Özakıncı’nın arşiv taramalarına göre 1923 ile 1927 arasındaki dört yıllık dönemde antlaşmanın reddedilmesi için Amerikan kamuoyunda kapsamlı bir Türkiye karşıtı kampanya yürütüldü.NEW YORK TIMES’TA AĞIR İFADELERAraştırmada yer verilen dönemin New York Times yayınlarında Atatürk ve Türkler hakkında son derece sert ifadeler kullanıldığı görülüyor.
10 Ocak 1923 tarihli bir başka yayında ise eski ABD Türkiye Büyükelçisi Henry Morgenthau’nun, Türkiye’ye karşı güç kullanılmasını istediği aktarılıyor.
Mart 1924’te yayımlanan “The Lausanne Treaty and Kemalist Turkey” adlı kitapta antlaşmaya karşı çıkan akademisyen ve kanaat önderlerinin yazıları yer aldı.
Kitapta, “Türk Antlaşmasına ölüm”, “Lozan Antlaşması Amerika’nın Türklere boyun eğme antlaşmasıdır” ve Ankara yönetiminin kısa sürede çökeceği yönünde ifadeler kullanıldı.
Kapitülasyonların kaldırılması ve Türkiye’deki Amerikan misyonerlerinin eski ayrıcalıklarını kaybetmesi de antlaşmaya karşı çıkış gerekçeleri arasında sıralandı.TÜRKİYE’YE ASKERİ MÜDAHALE BİLE TARTIŞILDIDönemin tartışmalarında daha da ileri gidildi.
Özakıncı’nın aktardığı belgelere göre bazı isimler, Türkiye’deki Amerikan çıkarlarının korunması gerekçesiyle ABD Başkanı’nın gerektiğinde kara ve deniz kuvvetlerini kullanabileceğini savunuyordu.
Eski ABD Büyükelçisi James W.
Gerard ise Amerikan yönetiminin yeni Türk hükümetini tanımakta acele etmemesi gerektiğini ileri sürüyor, Ankara yönetiminin kısa sürede devrileceğini savunuyordu.SENATO’DA 6 OYLA GEÇEMEDİDört yıl süren tartışmanın sonunda Türk-Amerikan Lozan Antlaşması 18 Ocak 1927’de ABD Senatosu’nun önüne geldi.
Antlaşmanın kabulü için oy kullanan 84 senatörden üçte ikisinin, yani 56 senatörün desteği gerekiyordu.
Oylamada 50 kabul, 34 ret oyu çıktı.
Antlaşma yalnızca 6 oy eksikle gerekli çoğunluğu sağlayamadı ve yürürlüğe giremedi.
Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkiler ise yaklaşık bir ay sonra, 17 Şubat 1927’de imzalanan “Modus Vivendi” anlaşmasıyla yeniden kuruldu ve karşılıklı büyükelçiler göreve başladı.
Cengiz Özakıncı’nın araştırmasının ortaya koyduğu tablo, Cumhuriyet’in henüz ilk yıllarında Ankara’nın yalnızca diplomasi masasında değil, Amerikan kamuoyu ve Senatosu üzerinde yürütülen çok sert bir propaganda mücadelesiyle de karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Fotoğraflar: AA, YZ Animasyon

