
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Barrack şu ifadeleri kullandı;
– Lübnanlı bir sürü kişi sizin Lübnan’la ilgili yaptığınız yorumların yetki alanınız dışında olduğunu söylüyor. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
“Yetki alanım dışındaki şeyler hakkında yorum yaptığımı söylediğiniz için cevap veremeyeceğim. Michele sorun, o çok iyi bir büyükelçidir ve size cevap verebilir, muhatabınız o olacaktır.”
– Sayın Büyükelçi, dün S-400 sorununu çözmekle ilgili bir şey söylemiştiniz. 6 ayda yapılabilir demiştiniz Dubai ve Abu Dhabi’de. Peki bu problemle ilgili nasıl bir sonuca vardınız? Türkiye S-400’lerle ne yapabilir? Onları satmalı mı yoksa başkalarına mı vermeli?
“Sorduğun soruyla ilgili bir nokta da şu: Bu soru 10 yıldır konuşuluyor. Yani S-400’ler 2017’de kullanıma girdi ve herkes o zamandan beri bu soruyu soruyor. Ve geri dönüp bakarsanız, benim patronum Başkan Trump’la Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesini hatırlayın. Orada ‘Hadi bir çözüm bulalım’ dendi ve şu anda tartışmalar sürüyor. Burada bir çözüm bulunacak. Daha bir çözüm bulamadık ama diğer gerçekler de bu zorlu bölgede karşımıza çıktıkça bir sonuca elbette ulaşacağız. Sorunları teker teker çözmeye çalışıyoruz ve bence önümüzdeki sene bu sonuçlanacak.”

– Özerklik değerlendirmekte olduğunuz çözümler arasında mı?
“Bu konu bizim 4 yıldır tartıştığımız bir konu. Özerklik hiçbir örneğinde bu bölgede asla başarıyla sonuçlanmadı ve bunun için Balkanlara bakmanızı öneriyorum. 7 farklı ülkeye bölündüler ve ortalık çok karıştı. Irak’a bakın, 3 trilyon dolar ve yüz binlerce hayat kaybedildi. Burada ve özerklik şu anda görüyorsunuz. Bu yüzden sorunuzun cevabını bilmiyorum. Hükümetin doğrusu nasıl olur bilmiyorum. Ancak bu bölgelerde insanların, kabilelerin kendi çözümlerini bulması gerek. Burada yapabileceğim bir yorum yok. Gerçekten kendi portföyüm ya da uzmanlığımın dışına çıkmadım, kendi sorumluluklarımın dışına çıkmadım. Bunların hepsi sürekli diyaloglarla çözmeye çalıştığımız mevzular. Herkes bir format bulmaya çalışıyor. Burada birbirleriyle toleransı sağlamaya çalışıyorlar ve kafalar karışık.”
– Başkan Trump’ın Suriye’ye yaklaşımı, Ahmet El Şahra’yı Beyaz Saray’da ağırlaması acaba Suriye devlet başkanının omzundan yükü birazcık hafifletmiş olabilir mi? Ve orada bir koz sağlıyor olabilir mi?
“Harika bir soru. Şunu söyleyebilirim: Bu gerçekten büyük bir koz. Çünkü şu anda patronum, başkanım elinde koz tutuyor. ‘ABD’nin sorunu değil’ diyor. Bu Suriye’nin ve kendi halkının sorunu. Ne olmak istediklerine karar vermeleri gerekiyor. Suriye bir ülke değildi ta ki 1960-1970’e kadar. Sonrasında İngilizler, Fransızlar ve biz buraya geldik ve ‘Ulus devlet’ diye bir kavram oluşturacağız dedik. Biz geldiğimizde burada kabileler ve bayraklar vardı. Birbirleriyle birlikte yaşayan farklı kültürler vardı. Birlikte yaşayan 5 farklı Müslüman grup, 6 farklı Hristiyan grup bir arada yaşıyordu. Bunu yapabilirler. Sadece bunu nasıl yapacaklarına karar vermeleri gerek. Burada sahip olduğumuz kozlar da bu bölgedeki insanların kendi kaderini tayin etme hakkını sağlayacak. Elbette burada devlet başkanı Şara çok iyi bir iş çıkartıyor ve sürekli de bunu söylüyoruz. Biz onların başarılı olmasını istiyoruz ve onlara destek olmaya çalışıyoruz. Bütün bölgeye destek olmaya çalışıyoruz.”
– Sayın Büyükelçi, şu anda ulus devletleri yıkmak ya da zayıflatmaktan mı bahsediyorsunuz? Az önce söylediklerinizde neyi kastediyorsunuz? Şu anda hedefiniz ya da vizyonunuz nedir?
“Siz ulus olmayan devletler mi istiyorsunuz? Aslında bu soruyu sizin cevaplamanız gerek. Bunun cevabı bende yok. Bu kadar saygıdeğer bir alanda buluşmak, bir toplantıda buluşmak, farklı diyaloglarda bulunabilmek ve bu kadar zeki, bu kadar eğitimli insanların bir araya gelip adaleti yerine getirmek için neler yapabiliriz diye düşünmesi çok güzel. Geçtiğimiz yüzyılda işe yaramayan şeyleri değiştirmeliyiz. Bu da bunun için bir laboratuvar.”

– Irak Başbakanı ile yeni görüştünüz. Burada vereceğiniz ana mesaj nedir? Bu bir uyarı niteliğinde midir?
“Daha önce de söylemiştim. Gördüğünüz her şeye inanamazsınız. Elbette basına saygım sonsuz ancak gördüğünüz her şeye inanmamalısınız. Bizim özelde gerçekleştirdiğimiz görüşmelerle ilgili bilgileri yok. Benim başkanım orada neler oluyor ve biz nasıl yardımcı olabiliriz bunu görmek istiyor. Biz yeterince yardımcı oluyor muyuz ve onları dinlemek istiyoruz. Sudan ile görüştük. Irak’taki durumu konuştuk. 20 yıldır başarılı olamadık. Oraya bir çözüm sunamadık ve patronumun felsefesi her zamanki gibi bu da elbette bu bölgenin birbirine destek verebilmesi ve kendi sorunlarını çözebilmesini sağlamak. Dolayısıyla oraya gitmemin esas sebebi onları dinlemek ve bizden istedikleri herhangi bir yardım var mı diye sormaktı.”
– Sayın Büyükelçi Irak hükümeti hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Irak hükümetiyle ilgili düşüncelere sahip olmak benim işim değil. Irak hükümeti çok karışık. Bağdat, Erbil, Kerkük derken işin içine federal hükümet giriyor ve çok farklı parçaları var bu hükümetin. Dolayısıyla hepsinin kendi alanı var. Parlamento kurulduktan sonra ki bu da onların yürüttüğü bir süreç, koalisyon süreci de rayına oturacak ve her şey yoluna girecek. Tanrı Lübnan’ı korusun. Savaş hakkında Lübnan’da hepimiz umut ediyoruz ve dua ediyoruz. Umuyoruz ki çok çabuk bir şekilde Lübnan’da huzura kavuşur.”
Hizbullah, daha önce de söyledim: Hizbullah karmaşık bir sorun ve buradaki durum ABD için Lübnan’da neler olduğunu anlamamız gerekiyor öncelikle. Lübnan’ın kendi yolunu çizmesi gerekiyor bu durumda. Çünkü ABD Hizbullah’ı yabancı bir terör örgütü olarak görüyor ve Lübnan’da Hizbullah’ı meşru bir politik varlık olarak görüyor. Yani bir terörist olarak tanımlarsanız Hizbullah’ı güç kullanarak silahsızlaştırabilirsiniz. Belki de çözüm bu olabilir. Ancak Lübnanlılar en zeki, en akıllı insanlardan biridir ve tarihin en uzun medeniyetlerinden birisiniz. Dolayısıyla çözüme varabileceğinize inanıyorum. Burada barışı ve adaleti sağlamak için adımlar atmanız gerek sadece.”
